Gümüş küpe, küpe iğnesi ve küpe arkası kelebeği 925 ayar gümüştür, taşı tabîdir, taşın çapı 14-17 mm, kalınlığı ise 2-3 mm, tek adet olarak satılır, fiyatı tek adet içindir çünkü eşiti yoktur.

Gümüş küpe, küpe iğnesi ve küpe arkası kelebeği 925 ayar gümüştür, taşı tabîdir, taşın çapı 14-17 mm, kalınlığı ise 2-3 mm, tek adet olarak satılır, fiyatı tek adet içindir çünkü eşiti yoktur. Fiyatı bir çift için değildir.

Her bir küpenin taşı bir istisnadır, tekdir, insanın etkisi dışında bir sanattır, arayıştır, mucizedir. Aradığına ulaştırandır, buluşturandır. Türkiye'de bulunmuştur. Aynısı asla bulunamaz. Olsa olsa benzeri bulunabilir. Belki tam benzeri de bulunamaz. Belki benzeri olmadığı katîdir. İhtimaldir ki, onu hasretle arayıp bulan gönül, onu heyecanla ve mutlulukla kulağına takan gönül bu taşın benzersiz kalmasını isterler.

Bu taşın tabiatta arayıp bulunması ise nice zahmettir. Aranması sanattır. Taş kendini özlettirir. Kendine hasret çektirir. Arayan ayıkken bile onun rüyasını görür. Taş kendini yıllarca arattırır. Bulunması ise ne taştan ne de arayıp bulandandır. Buluşturma vakitleri gelir. Birbirine kavuşmaları ikramdır, lütuftur, armağandır, ödüldür. Taş o kadar güzeldir ki, bulan ona niçin hasret çektiğini tam anlar.

Taş o kadar güzeldir ki, tabiatta bulunmasından sonra şekline insanın müdahale etmesine izin verilmemiştir. Asıl ve orijinal kalması ehemmiyetli, önemlidir. Zaten ustalığı mükemmeldir, insanî ustalığa gerek bırakılmamıştır. Olsa olsa asıl ustasını takdir, teşekkür ve takdis için parlatılmasına tahammül edilmiştir. Belki buna da gerek yoktur. Çünkü zaten güzel yaratılmıştır, halkk edilmiştir. Asıl ve tek ustası şüphesiz her şeyi yoktan yaratan, yani Halıkk-ı külli şey olan Allah'tır. O Allah ki, istediği her şeyi istediği gibi en güzel şekilde yaratan, en güzel şekillere dönüştürendir, tebdil edendir, yani Halıkk-ı Sanîd’dir. Tüm âlemler, mahlukât, görünenler ve görünmeyenler, canlılar ve cansızlar, var olduklarını bildiğimiz ve bilemediğimiz, hayalimizde ve hayalimizin dışında her şey, vakit, zaman ve mekan O’nun sanatıdırlar, O’nun kudretinde ve emrindedirler, yani O Rabb’ül âlemindir. O her şeyin sahibi, yani Malik-i külli şeydir.

O Sanatkâr bu her bir taşı en ileri mühendislikle, en titiz ve hassas ustalıkla geniş yerküremizdeki sayısını tahayyül edemediğimiz hünerli tezgâhlarda gezdirerek işlettirmiştir. Bu süreç belki 100, belki 150 milyon senedir, belki daha da uzundur. Bu sabırlı yolculuğun sonu da gene O’nun mucizeleri ile doludur. Allah bu taşı en güzel hale getirttikten sonra en layık gördüğü kuluna onu bulmasını takdir, lütuf ve ikram etmiştir. Arayanın tevekkül, sabır ve gayretini o taşı ona buldurmakla mükâfatlandırmıştır. Bulan ise tabiat âleminde taşı ararken aslında Halık’ını, Sâni’ni, Malik’ini, Rabbin’i aramaktaydı. Belki bunun bilincindeydi belki de değildi. Taşı bulduğunda taş ona halinin diliyle konuşuyor gibiydi: ‘‘Hoş geldin, beni buldun. Ben sana bulundum. Bak ne kadar mutlu oldun. Beni de mutlu ettin. Bizi mutlu eden bizi birleştirendir. Ey insan beni bulduğuna dek bu kadar güzel bir kâinatı hayranlıkla izliyorsun. Bunun kendiliğinden olmasının mümkün olamayacağını akıl ediyorsun. Bunu planlayan, yapan, yaptıran, bu kadar uyum ve âhenk içerisinde mükemmel bir harmoni ile idare edeni merak ediyorsun. Demek sen diğer tüm varlıkları gibi seni de şaşkın bırakan ve her şeyi hikmetle yaratan Halık-ı Hakîm’ini arıyorsun. Demek Malik’ini, Rabb’ini arıyorsun. Seni tebrik ediyorum. O Kendini sana benimle buldurttu. Beni de bu güzel hizmete vesile kıldı. İşte bak bana. Şeklimin, desenlerimin ve renklerimin güzellikleri nasıl seni bana ama aslında sanatkârıma hayran ettirdiler. Hangi sanatkâr bunlara kadir olduğunu merak ediyorsun. İşte ustalığını merak ettiğin sanatkar işte O’dur, Allah’tır. Gene müjde sana, O sana benimle Kendini tanıttırıyor. Beni bulmakla aslında O’nu buldun. Bendeki güzellikleri sana layık, lütüf ve armağan etmesi sana verdiği değerdendir. Bana verdiğin ve vereceğin değer ise O’nu idrak edip O’na şükür ve hamd etmenle olacaktır. O’nu buldun demek her şeyi açıklayan sırları buldun, çözdün. Buluşmamızdan kazandığın huzur ve mutluluğu sevdiklerinin de yaşamalarına vesile olabilirsin. Beni öyle güzel bir süsle birleştir ve bana layık birisine beni buldurt ki, sana anlattıklarımı ve daha incelerini ona da anlatayım. Beni bulmak için zahmetine mukayesen değerimin ve sana kazandırdıklarımın kat kat fazla olduklarını artık biliyorsun. Beni kulağına takandan istediğin fiyat ise ikinizin de takdir ettiğiniz değerimin çok altında olduğunun farkındasınız. Şimdi anlıyorsunuz merhametiyle sonsuz ikram eden Allah benim gibi nice değeri biçilmez güzellikleri siz insanlara hediye ediyor. Buna rağmen sizden çok az bir fiyat istiyor. İşte aynen öyle de benim fiyatım beni satın alanın biçtiği değerin çok altındadır. İşte bu insanlar arası rahmetin tecellisidir. Demek ikram eden her zaman cömerttir.’’